|
|
Geçenlerde Facebook'ta bir gruptan davetiye aldım. Adı "Kitaplar Elden Ele Projesi", sloganı "Herkes okusun diye..."... Projeye göre kitabını okuduktan sonra, kapağına kısa bir not yazıp kamuya açık bir yere (cafe, otobüs, metro, banka, otel lobisi, plaj vs...) bırakıyorsun, sonra başkası alıyor okuyor ve bitirince o da biryerlere bırakıyor... Kitaplar bu şekilde elden ele dolaşıyor. Belki de seyahatine İstanbul'dan başlayan bir kitap Ankara'ya Erzurum'a kadar gidebiliyor...
Fikir güzel, ben destekliyorum... Metroda boş boş oturmaktansa, koltukta bulduğumuz kitabı okumak daha iyi, ya da hastanede muayene sırası beklerken...
Ben de birkaç kitabımı metrolara bıraktım bile, acaba şimdi nerelerdedir???? :)
Bence siz de zaman kaybetmeden FACEBOOK'a gidin ve projeye katılın :)
Belki resimlerini görüp, eline "ney"i yakıştıramamışsınızdır. Bir de bu röportajı okuyun ve MERCAN DEDE hakkındaki düşüncelerinizi -bu röportajı okuduktan sonra- tekrar gözden geçirin. MERCAN DEDE başka bir röportajında HZ. MEVLANA'dan bir söz aktarıyor ve diyor ki "Şaşı olan göz düzelince, iki olanı bir görür...". Röportajımızın "şaşı olan gözlerin düzelmesine katkı yapması" umuduyla...
Mercan Dede hakkında ayrıntılı bilgi arayanlar burada bulabilirler...
Ve röportajımız başlıyor....
> 1- “Bisikletine bindin, evine geldin ve komputerini açtın.” (CNN > Turk’teki programda böyle bir cümlen var.) Öncelikle benim mailimi > görüp, talebimi kabul ettiğin için sana teşekkür ediyorum. >
====tesekkurlerin hepsi bizleri tanistiran sevgi kaynagina...
2- Yolculuğuna plastik su borusuyla başladığını söylüyorsun. > Plastik su borusundan 7 solo albüm, dünya genelinde milyonlarca km’lik > turneler ve dünya listelerinde sayısız birincilik. Bu başarıyı > öngörüyor muydun? Bu başarının sebebi işini hala amatörce bir > aşkla yapmanı olabilir mi?
=====Kesinlikle, bence zaten tek aciklamasi bu olabilir, yoksa benim icin dahi inanmasi fazla guc olan bir ruya. Bence ictenlik, muhabbet ve bu yolun ne kadar basinda oldugunu bilme hali kendi icinde bir tevazu ve kendini bilme halidir ve samimiyet tasiyorsa mutlaka gonulden edilen bir dua gibidir, kabul olunur. Ben bu basariyi ongormenin disinda dusunmuyordum, sadece her bir adimda elimden gelenin en iyisini yapmaya calistim, bu arada her bir albumde, her bir konserde bir sekilde kendi citami yukseltmeye calistim, cunku dunu bugunune es olan zarardadir. Hergun karinca adimi da olsa bir adim ileriye gitmemiz lazim. Basari asla bize ait degildir, sadece bize verilen hizmeti hasbelkader basari ile yapmis oldugumuz icin bize sunulan bir hediyedir.
3- Plastik su borusundan neyin hala duruyor mu. Arasıra onu da üflüyor > musun?
=====Evet duruyor, benim icin anlami cok buyuk, insallah birgun onunla sahneye cikar, kirik dokuk seslerimizle gonullerimiz arasinda sohbet ederiz.
> 4- Bugün 800 yıl sonra Mevlana’nın ismi hala anılıyor. Peki sence > yüzyıllar sonra Mercan Dede ismi de anılır mı?
===== Gunesin onunde duran mumun isigini kim gorur, bizim tum varligimiz ve cabamiz Mevlanaya dogru yurumek, yaptigimiz tum calismalar sadece Mevlana'ya yonlendiren kirik dokuk bir oktan, isaretten ibarettir. Yuzyillar sonra mercan dede anilirsa o bizim basarimiz degil, ananlarin vefa ve comertliginden olur. Tum bunlarin disinda bizim goruntulerimizi gonul gozuyle seyredip, muzigimizi gonul kulagi ile dinleyenler anmalari gereken tek ismin Yaradana ait oldugunu bilirler.
> 5- İstanbul müzik üretim aşamasında daha verimli bir şehir, daha > ilham veren bir yer değil mi? Neden Kanada’da yaşıyorsun? >
===hem istanbul hem kanada da yasiyorum, benim hayatimda ikisi bir butunluk sagliyor, yani iki yarim elmanin bir araya gelmesi gibi. Istanbul dunyanin en buyulu ve ilham veren sehirlerinin basinda geliyor tabi ki ama bir o kadar da enerjisi yogun, kaosu buyuk ve zor bir sehir. Herhangi bir ilhamin islenmesi, ruhunda ogutulmesi icin bireaz zaman ve yanlizliga ihityac vardir ki montreal bana bu imkani veren bir sehir. Istanbul ise ilhamin kalbimizde dogmasina vesile olan gonul baskenti.
6- Kliplerin ve internet siten gerçekten gerek teknolojik olarak gerekse > sanatsal açıdan çok kaliteli çalışmalar. Mercan Dede sadece müzik > insanı mı; yoksa şarkıların, albüm kapakların, kliplerin, internet > siten, görsel çalışmaların hepsi bir konseptin ürünü mü?
==== hepsi bir konseptin onemli parcalari. Onemli olan dogru mesajin dogru dille verilmesi, bu dil gorsel , isitsel, ruhsal yada bambaska bir dil olabilir. Belki bu yuzden son donemde muzikle ilgili cok ozel projeler uzerinde calismakla birlikte , tekrar esas egitim alanim olan resim, baski calismalarina geri donmus bulunuyorum, ayrica uzerinde yillardir calistigim iki kitapla da yine ayni muzikte oldugu gibi amatorce ugrasiyorum. Her biri ayni mesajin farkli dillerle ifade edilmesi uzerine kurulu.
7- > Kliplerin yapım aşamasına sen de dahil oluyor musun?
==== Aslinda bugune kadar ticari anlamda bir klip yapmadik, Klip olarak seyredilen calismalar, cok degerli sanatci dostlarimizin bizim muziklerimiz uzerine gerceklestirdikleri calismalar. Ama son donemde ozellikle film, video, kisa film konularina agirlik veriyoruz, bu konuda ozellikle genc ve yetenekli sanatcilarla ortak projeler yurutmeyi planliyoruz, gorsellik yasadigimiz donemde cok ama cok onemli.
> 8- Bugüne kadar gerek albümlerde, gerekse canlı performanslarda beraber > çalıştığın isimlerden (ki birçok büyük isimle beraber > çalıştın) seni en çok etkileyen, beraber müzik yapmaktan en çok haz > aldığın isim kim oldu?
====Beraber muzik yapmak deyimini kullanmak dogru olmaz, sadece ayni sahnede olma onur ve mutlulugunu yasadigim bir cok muzisyen oldu ama tek bir tanesini su anda soylemem gerekse Rahmetli Kani Karaca hocamiz derdim.
> 9- “İsrail en çok konser teklifi aldığım ama Filistin’den > çekilene kadar gitmeyeceğim tek ülke. Onun haricinde her ülkede konser > veririm” diyorsun. Aslında senin müziğine, “aşka” en çok > ihtiyacı olan ülke İsrail değil mi?
==== Ask'a davet edilen mekan eger yoksul, kimsesiz, hicbir imkani ve umudu olmayan kucucuk cocuklarin vahsice katledildigi bir toprak ise ordaki davete icap etmek, oradaki isgali gerceklestiren insanlari mesru kilar. Israil filistinlilerden caldigi topraklari iade edip, kendi sinirlarina cekilmedigi ve filistinlilerin, insan olma ve insanca yasama hakkina riayet gostermedigi surece benim tanimadigim bir ulkedir. Bu yuzden israile gitmiyorum ve insallah hayatimin sonuna kadar bu kararimda bir degisme olmayacaktir.
> 10- Orta Doğu’da şu günlerde yaşananlar -İsrail’in Gazze’de > yaptığı acımasız kıyım- dünya gündemine oturmuş durumda. > “Gel, ne olursan ol gene gel” diyen Mevlana’nın kardeşlik, barış > çağrıları iyi duyulamadı/anlaşılamadı mı dünyada?
==== Bu dunyanin tekerur eden halidir, savas olur karsisinda baris olur, mevlana gibi has bir ruh olur, karsisinda bush gibi kara bir golge olur, iyi ile kotu bu sahnede carpisir ve bu savas surekli devam eder durur. Burada bizim uzerimize dusen kendi yaptigimiz tercihtir, ister Sems'in gunesine dogru gider burdan aldigini isigi tum insanlara yansitirsiniz, ister gunu kurtarmak kaygisi ve iki gunluk maddi cikarlar icin karanliklarla ortaklik yaparsiniz. Biz elimizde kirik dokuk neyimiz ve kalbimizde inandigimiz yolun bize verdigi sevgi ile kendi tercihlerimiz uzere hareket ederiz. Karanligin en koyu tonu, aydinligin basladigi noktaya isaret eder. Bizler; " dunyayi guzelligin kurtarip, bir insani sevmekle herseyin basladigina" inanan dunyanin insanlariyiz.
> 11- Okuduğum kadarıyla “Toprak” albümü gelecek ve bu son albüm > olacaktı, ama araya “800” girdi. “800”den sonra “Toprak” > albümü gelecek mi ve müzik yapmayı gerçekten bırakacak mısın?
====Zaman gosterecek, ama su anda toprak albumunun yakin bir gelecekte gelme ihtimali gorunmuyor. Toprak icin belki de once toprak olmak gerek.
> 12- Müzikle ilgili son bir soru. Eurovision yarışmasında Türkiye’yi > temsil etmek ister misin? Teklif gelse cevabın ne olur?
==== Bu oncelikle bir vokal yarismasi ve benim muzigim daha ziyade instrumantal muzik, o yuzden benim dogru bir secim olmadigimi dusunuyorum. Ayrica bu isi bizden cok daha yapacak bircok sanatci var ki Sertab bunlarin basinda gelen bir sanatci olarak bizi en guzel sekilde temsil etmistir.
> 13- Resimlerin el yapımı mı, yoksa bilgisayarda hazırlanıp kağıda > baskı mı?
===Resimler en yapimi :) yani bildigimiz firca, boya kullanilarak yapilmis calismalar.
> 14- Bu sanatsal ruh nereden geliyor? Çocukluk döneminizde sanatsal > aktivitelerde bulundunuz mu, yoksa 18 yaşından sonra ortaya çıkan bir > şey mi? Bu başarının belirtileri çocukken de görülüyor muydu? > Mesela ilkokulda çok güzel resimler çizer miydin?
===ozellikle cocukken ve okulda ozellikle sanata karsi olan beceriksizligimle taninan bir ogrenciydim :) ( sanirim cok fazla degismedi bu cephede :), copten adam dahi cizemedigim gibi, blok flutle en kolay turkuyu bile calamayan biriyidim, o yuzden sanatla olan baglantimin gecmisten bana kalan bir mirasla malesef :) baglantisi yoktur.Ozellikle yasadigim ve buyudugum sartlardan dolayi herhangi bir sanat egitimi almadim cocuklugumda.
> 15- Ailede, akrabalarında ya da oturduğun mahallede feyzaldığın bir > karakter var mıydı? “Mesela mahallenin bakkalı Mehmet Amca’nın > anlattıkları beni çok etkiledi” dediğin birileri var mı? >
====Gecenlerde Bursa sehrinin gundemine dusen deli ayten isminde meczub bir hanim vardi, sokaklarda cumbusu ile gezer arada calar soylerdi, kendisine buyuk bir sevgiyle ve biraz da korkuyla bakardim. Onun disinda baba tarafimda hafizlar vardi ve sesleri cok guzeldi, beni cok etkilemistir.
16- (Bonus Soru) Polisle ilgili yaşadığın bir hatıran var mı? Ya da > bu konuda bir şeyler yazar mısın?
===== Yillar evvel, henuz turkiye de hemen hemen hic taninmazken, yurt disindan turkiyeye geri donuste, butun muzisyen kardeslerimizle birlikte ataturk havaalaninda pasaport kontrolune girdik, en onde benim ve arkada tum grup var. Gorevli memur, saclarimi, kupelerimi, kisaca gorunusumu begenmemis olmali ki bana bayagi kinayeli ve alayci bir sekilde sorular sormaya basladi, ben her birine sabirla karsilik verdim, ne is yaptigimi sordu, muzikle ugrasiyorum dedim, ne muzigi metal filan mi diye sordu, bende hayir, Mercan Dede isminde gurubumuz var daha ziyade dogu muzikleri ile ugrasiyoruz dedim, bana mercan dede kim , nerde diye sordu, bende o benim takma ismim dedim, onun uzerine, sol kasini kaldirip, yani sen mercan dede'sin dedi ? evet diye cevap verdi, sol omuzumun ustunden arkadaki ekibe bakip, peki bunlarda kirk haramiler mi diye sordu:), her ne kadar alayci bir halde sorulduysa da ben cok guzel bir espri oldugunu dusunmusumdur hep:)
Mercan Dede'nin rexmi websitesi www.mercandede.com > Biliyorum yazmak konuşmaktan zor. Değerli vaktini ayırıp, sorularıma > içtenlikle yanıt verdiğin için teşekkür ederim.
-------------------------------------00000000 SON 00000000-----------------------------------------------
Ödev vererek bu röportajın yapılmasına vesile olan değerli hocam Önder AYTAÇ'a,
Röportaj talebimi geri çevirmeyip, tüm sorularımı üşenmeden cevaplayan MERCAN DEDE'ye,
Ve bu röportajı OKUYAN HERKESE,
sonsuz teşekkürler.....
serkankelesoglu.spaces.live.com
| Neden böyleyizdir biz!
|
|
Neden böyledir insan? Neden böyledir bazıları? Ve neden böyleyiz biz? Nasıl yazsam bilemedim, ben bu insan denen muammayı çözemedim. Neden böyledir insan desem haksızlık yapmış olurum, neden böyledir bazıları desem yetersiz kalmış olurum. Biz demek geldi içimden, bencileyin bazıları..
Geldiği gibi yazıldı, yazılırken gece yarısıydı... Zor gelen, ağır gelen, acı veren şeyler vardı, hepsi ağırdı, belki imtihandı ama en ağırı da anlaşılamamaktı...
Neden böyleyizdir biz? Temeli sağlam gibi atılan dostlukları, ortak yaşanmışlıklarla örgüsü çelikten gibi gözüken arkadaşlıkları, niyetinde halis olunarak atılan adımları, kurulan ortaklıkları bir hamlede yıkar, bir çırpıda siler gideriz. Bir ufak anlaşmazlığı, bir damlacık ayrılığı nasıl olur da büyütür, sel yaparız, en sağlam dağları bile deleriz! Ve buna göz göre göre müsaade ederiz!
Neden böyleyizdir biz? Sevdiğine sevdiğini söylemekten kaçınır, sevilirken ise en güzel sözleri bile yetersiz sayarız! Birilerine, özellikle de bizi sevenlere, sevdiklerimize acı çektirmekten hoşlanırız. Neden adeta inanmaktan, sevmekten, dostluktan bir bıksalar diye uğraşırız?
Neden böyleyizdir biz? Bir kısmımız Allah’ın verdiği kabiliyetleri kendinden bilir, kıymetinin bilinmediğinden dem vurur, böyle yapmakla da aslında başını örse vurur! Bir kısmımız da görmeyiz bunca nimeti, fark etsek de görmek istemeyiz, görsek şükrünü eda etmekten mi, kendimizden mi kaçmaktayız bilemeyiz... Sağanak sağanak yağan lütufların şükrünün ancak aynı cinsten yapılabileceğini, değerlendirilmeyen nimetin imtihana döneceğini, kendisine nimet verilmeyenden daha aşağılara inileceğini fark etmeyiz, belki de bilmek istemeyiz.
Neden böyleyizdir biz? Neden bu kadar inatçı, karar aldım uğruna dünyaları bile yıkmakta ısrarlıyızdır? Anlatamayız, açıklayamayız bu durumu çevremize, aslından farklı şeyler söyleriz merak edene! Çok temrin ede ede kendimiz de inanırız söylediğimize! Bir noktaya, bir şüpheye, bir evhama takılmak yerine neden inanmayız sevdiklerimize, çevremize? Neden seçmeyiz anlamayı, anlaşmayı, beraber yaşamayı, imtihanları aşmayı? Neden dostumuz yok diye şikâyet edeceğimize bizi seven gerçek dostları görmeyi tercih etmez, yaşıyorsak bir imtihan, sebebini kendimizde görmeyiz?
Ve neden böyleyizdir biz? Gün gelir üslubumuzu bozarız, sert konuşurur, haşin davranır, köprüler atar, binalar yıkarız. Neden yıkmak kurmaktan daha kötü iken yıkmakta ısrar ederiz? Gün gelir üzülür, pişman olur, ama dönüş yapacak gücü bulamayız! Neden gücümüzü tüketinceye kadar yanlış yolda savaşır, bize yakışmayacak sözlerle atışırız?
Neden böyleyizdir biz? İnadım inat der, acele eder, tevekkül nedir bilmez bir haldeyiz. Hak helal etmek nedir, affetmek nedir, anlayış nedir, hoşgörü nedir, hüsnü zan nedir, bilmez gibi dayatır, “suizan edip haklı çıkmaktansa hüsnü zan eder yanılırım” diyen Zat ı duymaz gibi davranırız.
Neden düşünmeyiz dünyaya bir kere geldiğimizi, geçen zamanın kaybedildiğini, kızdığımız birini o an ölse bir daha geri getiremeyeceğimizi, anı değerlendirmek gerektiğini, asıl olanın ötedeki dostluklar olduğunu, orada dostlarla çevrili olmak için burada dost olmak gerektiğini...
Buraya kadar gelen okuyucu! Olur da düşünürsen ‘gezgin abi dertli imiş, birileri onu çok incitmiş, biz dese de asıl mesele kendisi imiş’.. almazsan kendi üstüne bir dirhem hisse, bu yazı da benim nezdimde atılmış olur çöpe! Abiniz yazar bazen okuyucu yerine, Mevlam ayırsın cümlemizi anlamazlardan rahmetiyle!
ESAT GÜRBÜZ |
|
|
|
|